De Citadel, Christian de Portzamparc
De Citadel, Christian de Portzamparc, 2006

Paskalya tatilinde yaptığım Benelüks gezisinde birçok şehri ve mimari işi görme şansım oldu. Bunlar arasında en ilginç bulduğum şehir Amsterdam’ın yaklaşık 30 km doğusundaki Almere’ydi.

Kent merkezinde yeni bir bina (Geride SeARCH'a ait Blok 5)
Kent merkezinde yeni bir bina

Almere, Hollanda’nın Flevoland eyaletinde bulunan, Lelystad ile Zeewolde’ye sınır olan ve görece ülkenin en hızlı büyüyen şehri. Kentin ismi bugün yerinde IJsselmeer’in bulunduğu Zuiderzee’nin 8. yy.’daki eski ismini anımsatıyor. Bu bölge o dönemde sığ bir su birikintisi halindeymiş. Tarih içerisinde Orta Çağ’dan itibaren farklı dönemlerdeki çeşitli su baskınlarından ve doğal felaketlerden büyük ölçüde etkilenmiş olan tüm Hollanda gibi, bu bölge de su baskınlarından nasibini almış ve ilk olarak 12. yy.’da bir körfeze dönüşmüş. Modern kentin geçmişi her ne kadar kısa gözükse de, ilk yerleşkenin 6000 sene önce kurulduğu düşünülmekte.

Blok 5, SeARCH, 2009
Blok 5, SeARCH, 2009

1916 yılında yaşanan son su baskınından sonra Zuiderzee üzerine inşaa edilen bir bariyer (Afsluitdijk, 1932) ile Zuiderzee Kuzey Denizi’nden ayrılmış. İlk olarak tarımsal kullanım için ıslah edilen bu bölge, II. Dünya Savaşı sonrası konut ihtiyacı sebebiyle yerleşime açılmış. Yapılan planlara göre 2030 yılına kadar gerçekleştirilecek yeni konut programlarıyla kentin 60.000 yeni konuta sahip olması bekleniyor. Bu ufak şehir kendi içerisinde üç ayrı bölüme ayrılıyor: Almere-Stad (modern kent merkezinin bulunduğu kısım), Almere-Buiten (kentin yeşil olan bölümü) ve Almere-Haven (kentin en eski bölgesi olan liman kısmı). Bunun haricinde yapım halinde olan Almere-Hout, Almere-Poort ve tasarım aşamasında olan Almere-Pampus da diğer üç yeni bölgesi.

Almere Entertainment Centre, Alsop Architects, 2003
Almere Entertainment Centre, Alsop Architects, 2003

Almere’nin bu modern kısmının (Almere-Stad) programını ve bu yapılaşmanın altyapısını Rem Koolhaas’ın bürosu OMA üstlendi ve projeyi yine bu ofisten Floris Alkemade yürüttü. İlk etapta oldukça radikal bir fikirle Almere’yi bir anti-kent ütopyası olarak tasarlamaya giden ofis, Alkemade’nin „Geçmişin kültürel öğelerini taklit etmek aptallıktır.“ mottosuyla yeni bir kent strüktürü keşfetmeyi tercih etti. OMA mimarları ilk etapta her ne kadar merkeze ihtiyacı olmayan bir kent yaratılabileceğini düşünmüş olsalar da, tıpkı diğer Avrupa kentlerindeki gibi, böyle bir ihtiyaç ortaya çıktığını fark ederek, diger OMA tasarımlarının aksine mega programlı ilginç bir kent merkezi tasarlama yoluna gittiler.

Side by Side, CIE, 2007
Side by Side, CIE, 2007

Ülkenin tümündeki su baskınlarının oluşturduğu tehdidin de etkisiyle yapay zeminler üzerinde yapılaşma konusunda oldukça tecrübeli olan diğer Hollandalı mimarlar gibi, OMA burada yerin altına bir katman daha ekleyerek kentin bu kısmını iki katına çıkardı. Otopark olarak bir üstteki programlara hizmet eden bu yeni katın üstünde oluşturulmuş rampadaysa yaya sirkulasyonu ve farklı mimarların son derece ilginç işleri bulunuyor.

Silverline, Claus en Kaan Architecten, 2001
Silverline, Claus en Kaan Architecten, 2001

Yeni merkezi gezdiğimde uzunca bir süre binalardan gözlerimi alamadım. Sanki bir atölyenin çıkarmış olduğu maketlermişçesine herşey çok temiz, çok yeni ve rahatsız edici bir şekilde çok dokunulmaz geldi. Birini incelerken gözünüz bir diğerine takılıyor mesela. Mimarlık o kadar biricik, kaliteli ve o kadar tiyatral ki, kendimi Truman Show’da gibi hissettim. Göl kenarına doğru yürüdüğünüzdeyse yine birkaç kaliteli binayla karşılaşıyorsunuz. OMA’nın göl üzerinden geçecek bir araç yolu önerisi de olmuş ve kent halkı tarafından olumlu bir şekilde karşılanmış, fakat henüz bir proje faaliyeti göremedim. İlginç olan başka bir nokta da, bu binalar arasında büyülenmeye devam ederken etrafımda çok da fazla insan olmadığını farkedişimdi.

Blok 16, Renévan Zuuk Architekten, 2004
Blok 16, René van Zuuk Architekten, 2004

Daha sonra kentin eski merkezine doğru yürümeye başladım. Tren istasyonunun orada normal olan bir yoğunluk vardı. Daha da içeride, orta büyüklükteki ve nispeten kücük olan konut bloklarına vardığımdaysa sokaklara yine bir dinginlik hakimdi. Bu kısımda da görmeye değer birçok güzel yapı mevcut. Kentin biraz daha dışına doğru gittiğimdeyse aralarında yine Rem Koolhaas ve Meyer en van Schooten’in işlerinin de dahil olduğu kaliteli binalara rastladım.

Merkez Tren İstasyonu, Hollanda Demiryolları Mimarları (P. Kilsdonk), 1987
Merkez Tren İstasyonu, Hollanda Demiryolları Mimarları (P. Kilsdonk), 1987

Çok ilginç olan başka bir nokta ise OMA’nın Floris Alkemade’ye vermiş olduğu diğer bir görev olan, Almere’nin halk tarafından üretilecek ilk mahallesi Homeruskwartier hakkında. Adriaan Geuze’nin ofisi West 8’in Amsterdam’da tasarladığı Borneo Sporenburg’u anımsatan bu proje sayesinde bu mahallede oturacak kişiler www.ikbouwmijnhuisinalmere.nl (Almere’de evimi inşaa ediyorum) üzerinden belediyenin dijital planlarından bir arazi seçip, istedikleri evi gerçeğe dönüştürme şansını elde edecekler. Almere’deki bu spontan yapılaşmaysa yine kente yakışır bir şekilde çok ilginç olacak diye düşünüyorum. Almere kısa vadede farklı birşeyler sunmuyor olsa da, mimari açıdan bu devingen hali sebebiyle benim için tekrar görülmeye değer kentler arasında yerini aldı.

La Defense, UN Studio, 2004
La Defense, UN Studio, 2004