Gazometre
- Haziran 17th, 2009
- Posted in Mimarlık
- Write comment

- Hava Fotoğrafı
Gazometre Viyana’nın on birinci ilçesi Simmering’de bulunan, 1896-1899 yılları arasında inşaa edilmiş devasa gaz tanklarına verilen isim. Yapıldıkları dönemde halkın endüstriyel altyapıyı gözönünde istememesi sebebiyle bu dört tank, dev tuğla kabuklarla gizlenmişler. 1970 yılında kentin gaz ihtiyacının doğalgaz ile giderilmesiyle beraber tanklar sökülmüş ve geriye sadece bu kabuklar kalmış. Özellikle kentin güneydoğu girişinde dikkat çeken bu dört dev, genel olarak birçok silüette yer alıyor, zira herbiri 62 metre çapında ve 72 metre yüksekliğinde.

- U3 Girişi (Gazometre A)
1978 yılında kent yönetimi tarafından tarihi yapı statüsünde koruma altına alınan Gazometre, film çekimleri, deneysel projeler ve çeşitli amaçlar için zaman zaman kullanıma açılmış. Ta ki 1995 yılında bir renovasyon projesi gündeme gelene kadar. Mevcut olan kabukların içerisinde gerçekleştirilecek megaprogramlardan (Konut, ofis, alışveriş, eğlence vb.) oluşan tasarımlar dört farklı mimar tarafından gerçekleştirildi. Gazometre A Jean Nouvel, Gazometre B Wolf Prix ve Helmut Scwiczinsky, Gazometre C Manfred Wehdorn ve Gazometre D Wilhelm Holzbauer tarafından tasarlandı. Her ne kadar Nouvel, Wehdorn ve Holzbauer tasarımlarında oldukça benzer yaklaşımlarda bulunmuş olsalar da, Wolf Prix projeye oldukça farklı bir şekilde yaklaşarak, fonksiyonların dışarıdan da görülmesine imkan tanıyan ek bir bina önerdi. Tüm inşaat süreciyse çok süratli bir şekilde 1999-2001 tarihleri arasında tamamlandı. U3 metrosunun uzatılması ve kuzey-güney istikametindeki otobanın da yapılmasıyla Gazometre’ye ulaşmak da oldukça kolaylaştı.

- Gazometre B
Gazometre’ye arabanız yoksa en rahat metro ile ulaşıyorsunuz. Merdivenlerden çıktığınızda kentin buluşma noktalarından birinde olduğunuzu oldukça net bir şekilde hissediyorsunuz. Gazometre’nin etrafında dolaştığınızdaysa ilçenin bu proje haricinde farkedilen nitelikli mimari bir işe sahip olmadığını görüyorsunuz. Sokaklar bomboş ve etraftaki ofislerde çalışan insanlar haricinde de kimseyle karşılaşmıyorsunuz.

- Gazometre C & Gazometre B & Sinemaya uzanan köprü
Öncelikle bu yapıların masif halleri ve ağır ritimleri biraz rahatsız edici, çünkü bahsettiğimiz bu tuğla silindirler insan ölçeğinde değiller. Yine de malzemenin doğal rengi ve dokusu hoşuma gidiyor. Fakat daha önce de belirtmiş olduğum, Wolf Prix tarafından tasarlanmış olan ek binayı oldukça rahatsız edici bulduğumu söylemeden geçemeyeceğim. Enteresan olan, Viyanalı mimarlar tarafından „Kalkan“ olarak tanınan bu ek yapı olumlu bir tasarım olarak kabul ediliyor. Evet, yapıların bu hantal ve tektonik duruşlarına karşın Prix’in yeni yapısının kıvraklığı ve farklı geometrisi hakikaten farklı birşeyler için çaba gösterildiğini hissettiriyor, fakat açık bir şekilde de ardında bağlı olduğu Gazometre B’nin kimliğini yerlebir ediyor. Kanımca Prix’in buradaki tavrı, çıkarcı bir şekilde kendi „Kalkan“ını vurgulamak üzere kurguladığı bir durumdan öte birşey degil. Ve bu çıkarcı durum daha ilk eskizlerde dahi görülüyor. Buna vaktinde niçin müdahale edilmediğiyse bambaşka bir soru.

- Gazometre A içerisindeki alışveriş bölümü
Dört kısımdan (ve elbette Prix’in duvarından) oluşan bu yapıya çoğunlukla iki noktadan giriliyor. Birincisi metro çıkışında sizi karşılayan kapı, bir diğeriyse Prix’in yapısının olduğu nokta. Bunlar haricinde otopark girişleri ve konutlar icin ayrı girişler elbette mevcut. Ben kısa bir süre Prix’in yapmış olduğu Gasometer B’de yaşadığım için metro girişini kullanıyordum. İçeriye girdiğinizde kendinizi bir atriumun ortasında buluyorsunuz. MC Donalds ve türevleri haricinde bir market ve orta kısımda bir kafeterya bulunuyor. Merdivenlerden çıktığınızdaysa (ve elbette diğer yapılara geçtiğiniz zaman) aynı plan farklı dükkanların olduğu katlar şeklinde tekrarlanıyor. Üçüncü kat kamusal olan son kısım ve bu katta diğer yapılara geçiş imkanı veren köprüler yer alıyor. Daha üst katlardaysa konutlar ve ofisler bulunuyor. Prensip olarak benzer kurgulanan bu dört bölümün haricinde Prix’in ek yapısında da ofis fonksiyonları yer alıyor.

- Gazometre A içerisindeki kafeterya
Her ne kadar diğer yapıları tanımama rağmen tüm konut kısımlarının içlerinde bulunmamış olsam da, Gasometer B’de bulunan öğrenci yurdunda bir dönem yaşadım. Öncelikle radyal çözülmüş plan tiplerine „çözülmüş“ demekten bile çekiniyorum, zira fevkalade kullanım problemleri mevcut. Bunun haricinde eski kabuğun tuğla olmasından kaynaklanan bir toz problemi ve iki cidar arasındaki mesafe arasında yansıyan seslerden kaynaklı bir gürültü problemi var. İlkin bu problemlerin daha çok yurt kısmında olduğunu düşünmeme rağmen Gazometre D’de oturan bir arkadaşımla konuşmam ve oradan bir daire aldıkları için çok pişman olduğunu öğrenmemden sonra benzer problemlerin her yapıda olduğuna emin oldum.

- Gazometre B ve Gazometre C arasındaki bağlantı
Evet, Viyana’nın tarihi mimarisi içerisinde farklı bir yere sahip olan Gazometre’yi mentalite olarak her ne kadar olumlu bulsam da, pratikte birçok yönden problemli yapı bloklarından oluşan başarısız bir proje oldugunu düşünüyorum.

- Gazometre D’deki konutlar
Kentin içinde önceden kalmış bu nitelikli dış kabukların korunması ve yeniden işlevlendirilmesi fikri çok güzel geliyor bana; projeyi ilk duyduğumdan ve yapıyı ilk gördüğümden beri. Çünkü bu dört kabuk sahip oldukları temiz geometri ve açık, sade matematiksel düzenleriyle bir çok eski yapıdan daha farklı bir durumda geçmişten geliyorlar. bu durumda bu dört kabuğu nasıl dönüştürdüğünüz, nasıl onlara dahil olduğunuz önemli bir mimari problem tanımlıyor.
Boran’ın da dediğin gibi Prix’in projesi oldukça önemli bir noktada duruyor, çünkü diğer 4 mimarın aksine projenin bütün konseptine ve tavrına aykırı bir yerde durmayı tercih ediyor kendisi. Aykırılık tabii ki mimarlık için önemli bir konsept; bir o kadar da güçlü kırıcı bir şey. dolayısıyla aykırı olmak adına ne yaptığınız hemen göze çarpıyor ve üzerine düşündürmeye başlıyor. Bundan ayrıca bence viyana kültüründe garip ve inanılmaz güçlü, yıkılması zor bir geleneksel yaklaşım var. Dolayısıyla aykırılık viyana kültür yaşamı içinde önemli bir yer tutuyor. Denge üzerinden düşünürsek ağır geleneğin karşısına çıkan aykırı uç noktalar sayesinde nefes alınabilen orta bir nokta daha rahat bulunabiiyor. Dolayısıyla bir şeyin nasıl aykırı durduğundan önce sadece aykırı olması önemli bir başlangıç ve geçerlilik sebebi oluştrabiliyor. Bu nokta da Prix’in eklentisi düşüncelerden önce gözleri hemen üzerine topluyor.
Eğer yapmanın çeşitli yöntemleri varsa ben yıkarak yapmaktan yana değilim. Yani Prix’in yapısının bir şeyleri alt etmek için çok fazla bağırdığını düşünüyorum. Sesini biraz kısıp içine girdiğinizde yani Prix’in ne yaptığını görmek istediğinizde hiç de farklı birşey olmadığını; belkide mimarinin, mekanın ana işlevlerini yerine getirebilmek için kentsel mekandaki aşırı tavrın gayet sıradanlaştığını görüyorum. Bu bağlamda bu yapının kendi içinde tutarsız bir tavrı olduğunu düşünüyorum. Kentsel mekan içinde bu kadar farklılaşan bir yapı iç mekanda sıradanlaşabilir tabi ki ama o zaman genel duruş ve tavır olarak Prix’in söylemek istediği şey için mimarlığın sadece güçlü ve çok göz önünde bir medya olarak kullanıldığını düşünebilirim.
Yapının genelini düşündüğümde, beni heyecanlandıran ana fikrin böyle dönüştüğünü görmek biraz hayalkırıklığı yarattı. Bir de üzerine ilk kattaki yapının nasıl dönüştüğüne dair küçük sergiyi gördüğümde, grafik sanatların ve medyanın ne kadar yanıltıcı olabildiğini bir kere daha düşündüm. Mekan gerçektende kağıtta durduğu gibi durmuyor