Yaşayan Köprü
- Temmuz 15th, 2009
- Write comment
Son zamanlarda tezimi sonlandırmak için çok yoğun çalışıyorum ve bu sebeple geçtiğimiz iki hafta yazmaya vakit ayıramadım. Aslında bu hafta da yazabileceğimi zannetmiyordum. Fakat en azından diploma tezimin konusundan biraz olsun bahsedebileceğimi düşündüm. Teori ve tasarım olarak iki kısma ayrılan tezim çok fonksiyonlu yaşayan köprüler ile ilgili. Son zamanlarda Teherani, Hadid, Koolhaas gibi mimarların da ilgisini çeken konunun geçmişiyse çok eskilere dayanıyor.

- Ponte Vecchio, Floransa – İtalya
Yaşayan köprü kısaca şu şekilde tanımlanabilir: Yaşayan köprüler, sadece yaya veya araç trafiğini sağlamak amacıyla iki nokta arasında gerçekleştirilen köprüler değil, aynı zamanda üzerlerinde çesitli konut, ticaret, din, endüstri ve hatta savunma yapıları taşıyan ve bu şekilde iki yapılaşmış alanı bir kıyıdan diğerine bağlayan köprülerdir.

- Ponte di Rialto, Venedik – İtalya
12. yy.’dan 18. yy.’ın sonlarına kadar çoğunluğunu Paris’te Île de la Cité’yi her iki kıyıya bağlayan köprülerin oluşturduğu Avrupa’daki yaşayan köprülerin arasında Floransa’daki Ponte Vecchio, Venedik’teki Ponte di Rialto ve Eski Londra Köprüsü gibi çok ünlü örnekler de yer alıyor.

- Eski Londra Köprüsü, İngiltere
Ne yazik ki Parisliler tüm çok fonksiyonlu ve çok düzlemli yaşayan köprülerini yüzyıllar evvel araç trafiği için yeni köprüler inşa etmek ve kent manzarasını değiştirmek amacıyla yıkmışlar. Bu yıkımlar sebebiyle bu yapı tipinin çok mühim örneklerini sadece o dönemin ressamlarının işlerinde görebiliyoruz.

Pulteney Köprüsü, Bath - İngiltere
Son ikamet edilebilen köprü olan Pulteney Köprüsü’nden bu yanaysa (1776) çok fonksiyonlu ya da ikamet edilebilen köprü konsepti mimarları ve aynı şekilde mühendisleri etkilemeye devam etmiş.

Zaragoza Köprüsü, Zaha Hadid, İspanya
Yaşanabilen köprüler modern kent içinde sahip oldukları konumu büyük ölçüde yitirmiş durumdalar. Yaşayan köprülerin oluşmasına yol açan sebeplerin birçoğuysa günümüzde kaybolmuş durumda. Köprüler savunma ve ikamet rollerini yitirmişler; su değirmenleri ve gümrük noktaları artık köprüler üzerinde bulunmuyor; ayrıca direkt olarak su üzerinde yaşamanın sıhhi avantajları modern kanalizasyon sistemleriyle yer değiştirmiş durumda.

- Living Bridge, BRT Mimarlar (Hadi Teherani), Hamburg – Almanya
Fakat buna rağmen bu yapı tipine karşı genel tutum nihayet değişmeye başladı. Günümüzde ikamet işlevi olan birçok proje (veya en azından öneri) Londra, Hamburg, Roma, Dubai başta olmak üzere başka birçok şehir için de tasarlanıyor. Her ne kadar bu yapı tipi mimarlar için ilgi çekici olmayı asla yitirmemiş olsa da, mimarların bu konuyla tekrar ilgilenmeleri için yaklaşık 200 yılın geçmesi gerekti diyebilirim.

- Jebel al Jais, OMA, Dubai
Yaşayan bir köprü tasarlamak için modern bir yapı prototipi veya tipoloji bulunmuyor. Her mimar yeni bir form bulmak zorunda. Ve de günümüz teknolojisi sayesinde fonksiyon talepleri de ortaçağ ve klasik dönem mimarlarının ilgilendiği fonksiyonlardan tamamen farklı. Ortaçağa ait ikamet edilebilen bir köprü, üzerinden geçilen bir nehrin doğal güzelliğini gözardı ederken, yaşayan köprünün modern karşılığı bu ana kazancı gözardı etmiyor. Aynı şekilde eski köprülerin geçmiş olduğu mesafelerin çok daha fazlası teknik olarak aşılabilir durumda ve bu sayede mimarlar ve mühendisler için son derece heyecan verici bir tasarım konusu ortaya çıkmış durumda.

















































