<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Boran Biriz</title>
	<atom:link href="http://www.boranbiriz.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.boranbiriz.com</link>
	<description>Kültür Sanat Mimarlık Üzerine Laflar</description>
	<lastBuildDate>Wed, 17 Feb 2010 01:15:22 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Yaşayan Köprü</title>
		<link>http://www.boranbiriz.com/2009/07/15/yasayan_kopru/</link>
		<comments>http://www.boranbiriz.com/2009/07/15/yasayan_kopru/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Jul 2009 18:29:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Boran Biriz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akademik]]></category>
		<category><![CDATA[Mimarlık]]></category>
		<category><![CDATA[Inhabited Bridge]]></category>
		<category><![CDATA[Living Bridge]]></category>
		<category><![CDATA[Old London Bridge]]></category>
		<category><![CDATA[Ponte di Rialto]]></category>
		<category><![CDATA[Ponte Vecchio]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.boranbiriz.com/?p=309</guid>
		<description><![CDATA[Son zamanlarda tezimi sonlandırmak için çok yoğun çalışıyorum ve bu sebeple geçtiğimiz iki hafta yazmaya vakit ayıramadım. Aslında bu hafta da yazabileceğimi zannetmiyordum. Fakat en azından diploma tezimin konusundan biraz olsun bahsedebileceğimi düşündüm. Teori ve tasarım olarak iki kısma ayrılan tezim çok fonksiyonlu yaşayan köprüler ile ilgili. Son zamanlarda Teherani, Hadid, Koolhaas gibi mimarların da ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">Son zamanlarda tezimi sonlandırmak için çok yoğun çalışıyorum ve bu sebeple geçtiğimiz iki hafta yazmaya vakit ayıramadım. Aslında bu hafta da yazabileceğimi zannetmiyordum. Fakat en azından diploma tezimin konusundan biraz olsun bahsedebileceğimi düşündüm. Teori ve tasarım olarak iki kısma ayrılan tezim çok fonksiyonlu yaşayan köprüler ile ilgili. Son zamanlarda Teherani, Hadid, Koolhaas gibi mimarların da ilgisini çeken konunun geçmişiyse çok eskilere dayanıyor.</p>
<p style="text-align: left;">
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_321" class="wp-caption aligncenter" style="width: 460px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-321 " title="Ponte Vecchio" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/07/Ponte-Vecchio.jpg" alt="Ponte Vecchio, Floransa - İtalya" width="450" height="150" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">Ponte Vecchio, Floransa &#8211; İtalya</dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;">Yaşayan köprü kısaca şu şekilde tanımlanabilir: Yaşayan köprüler, sadece yaya veya araç trafiğini sağlamak amacıyla iki nokta arasında gerçekleştirilen köprüler değil, aynı zamanda üzerlerinde çesitli konut, ticaret, din, endüstri ve hatta savunma yapıları taşıyan ve bu şekilde iki yapılaşmış alanı bir kıyıdan diğerine bağlayan köprülerdir.</p>
<p style="text-align: left;">
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_320" class="wp-caption aligncenter" style="width: 460px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-320 " title="Ponte di Rialto" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/07/Ponte-di-Rialto.jpg" alt="Ponte di Rialto, Venedik - İtalya" width="450" height="300" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">Ponte di Rialto, Venedik &#8211; İtalya</dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;">12. yy.&#8217;dan 18. yy.&#8217;ın sonlarına kadar çoğunluğunu Paris&#8217;te Île de la Cité&#8217;yi her iki kıyıya bağlayan köprülerin oluşturduğu Avrupa&#8217;daki yaşayan köprülerin arasında Floransa&#8217;daki Ponte Vecchio, Venedik&#8217;teki Ponte di Rialto ve Eski Londra Köprüsü gibi çok ünlü örnekler de yer alıyor.</p>
<p style="text-align: left;">
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_317" class="wp-caption aligncenter" style="width: 460px; text-align: center;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-317 " title="Eski Londra Köprüsü" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/07/Eski-Londra-Köprüsü.jpg" alt="Eski Londra Köprüsü, İngiltere" width="450" height="225" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">Eski Londra Köprüsü, İngiltere</dd>
</dl>
</div>
<div style="text-align: left;">
<p>Ne yazik ki Parisliler tüm çok fonksiyonlu ve çok düzlemli yaşayan köprülerini yüzyıllar evvel araç trafiği için yeni köprüler inşa etmek ve kent manzarasını değiştirmek amacıyla yıkmışlar. Bu yıkımlar sebebiyle bu yapı tipinin çok mühim örneklerini sadece o dönemin ressamlarının işlerinde görebiliyoruz.</p>
<div id="attachment_322" class="wp-caption aligncenter" style="width: 510px"><img class="size-full wp-image-322" title="Pulteney Köprüsü" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/07/Pulteney-Köprüsü.jpg" alt="Pulteney Köprüsü, Bath - İngiltere" width="500" height="333" /><p class="wp-caption-text">Pulteney Köprüsü, Bath - İngiltere</p></div>
<p>Son ikamet edilebilen köprü olan Pulteney Köprüsü&#8217;nden bu yanaysa (1776) çok fonksiyonlu ya da ikamet edilebilen köprü konsepti mimarları ve aynı şekilde mühendisleri etkilemeye devam etmiş.</p>
<div id="attachment_319" class="wp-caption aligncenter" style="width: 510px"><img class="size-full wp-image-319" title="Pavillon Köprüsü" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/07/Pavillon-Köprüsü.jpg" alt="Zaragoza Köprüsü, Zaha Hadid, İspanya" width="500" height="251" /><p class="wp-caption-text">Zaragoza Köprüsü, Zaha Hadid, İspanya</p></div>
</div>
<p style="text-align: left;">Yaşanabilen köprüler modern kent içinde sahip oldukları konumu büyük ölçüde yitirmiş durumdalar. Yaşayan köprülerin oluşmasına yol açan sebeplerin birçoğuysa günümüzde kaybolmuş durumda. Köprüler savunma ve ikamet rollerini yitirmişler; su değirmenleri ve gümrük noktaları artık köprüler üzerinde bulunmuyor; ayrıca direkt olarak su üzerinde yaşamanın sıhhi avantajları modern kanalizasyon sistemleriyle yer değiştirmiş durumda.</p>
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_318" class="wp-caption aligncenter" style="width: 510px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-318" title="Living Bridge" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/07/Living-Bridge.jpg" alt="Living Bridge, BRT Mimarlar (Hadi Teherani), Hamburg - Almanya" width="500" height="251" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">Living Bridge, BRT Mimarlar (Hadi Teherani), Hamburg &#8211; Almanya</dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;">Fakat buna rağmen bu yapı tipine karşı genel tutum nihayet değişmeye başladı. Günümüzde ikamet işlevi olan birçok proje (veya en azından öneri) Londra, Hamburg, Roma, Dubai başta olmak üzere başka birçok şehir için de tasarlanıyor. Her ne kadar bu yapı tipi mimarlar için ilgi çekici olmayı asla yitirmemiş olsa da, mimarların bu konuyla tekrar ilgilenmeleri için yaklaşık 200 yılın geçmesi gerekti diyebilirim.</p>
<p style="text-align: left;">
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_324" class="wp-caption aligncenter" style="width: 510px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-324" title="Jebel al Jais" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/07/Jebel-al-Jais.jpg" alt="Jebel al Jais, OMA, Dubai" width="500" height="333" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">Jebel al Jais, OMA, Dubai</dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;">Yaşayan bir köprü tasarlamak için modern bir yapı prototipi veya tipoloji bulunmuyor. Her mimar yeni bir form bulmak zorunda. Ve de günümüz teknolojisi sayesinde fonksiyon talepleri de ortaçağ ve klasik dönem mimarlarının ilgilendiği fonksiyonlardan tamamen farklı. Ortaçağa ait ikamet edilebilen bir köprü, üzerinden geçilen bir nehrin doğal güzelliğini gözardı ederken, yaşayan köprünün modern karşılığı bu ana kazancı gözardı etmiyor. Aynı şekilde eski köprülerin geçmiş olduğu mesafelerin çok daha fazlası teknik olarak aşılabilir durumda ve bu sayede mimarlar ve mühendisler için son derece heyecan verici bir tasarım konusu ortaya çıkmış durumda.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.boranbiriz.com/2009/07/15/yasayan_kopru/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mimarlar neden siyah giyer?</title>
		<link>http://www.boranbiriz.com/2009/07/08/mimarlar_neden_siyah_giyer/</link>
		<comments>http://www.boranbiriz.com/2009/07/08/mimarlar_neden_siyah_giyer/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Jul 2009 23:31:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Boran Biriz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Literatür]]></category>
		<category><![CDATA[Mimarlık]]></category>
		<category><![CDATA[Cordula Rau]]></category>
		<category><![CDATA[Siyah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.boranbiriz.com/?p=263</guid>
		<description><![CDATA[


Mimarlar neden siyah giyer?


&#8220;Neden&#8221; ile başlayan sorular genelde çocuklar tarafından sorulur ve de çoğunlukla kulağa komik gelir. Fakat verilen cevap her ne kadar sorunun yanında genelde yetersiz kalsa da, cevap vermeye çalısan kişi hakkında kimi ipuçları verir. Avusturyalı fizikçi Heinz von Förster&#8217;e göre &#8220;Neden&#8221; ile başlayan sorular &#8220;Neden herhangi birşey hiçbir şeyden ziyade ilk sırada ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_280" class="wp-caption aligncenter" style="width: 485px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-280" title="Kitap_01" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/07/01.jpg" alt="Mimarlar neden siyah giyer?" width="475" height="276" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">Mimarlar neden siyah giyer?</dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: left;">&#8220;Neden&#8221; ile başlayan sorular genelde çocuklar tarafından sorulur ve de çoğunlukla kulağa komik gelir. Fakat verilen cevap her ne kadar sorunun yanında genelde yetersiz kalsa da, cevap vermeye çalısan kişi hakkında kimi ipuçları verir. Avusturyalı fizikçi Heinz von Förster&#8217;e göre &#8220;Neden&#8221; ile başlayan sorular &#8220;Neden herhangi birşey hiçbir şeyden ziyade ilk sırada olmalıdır ki?&#8221; mottosuna istinaden cevapsız kalmaya mahkumdur.</p>
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_277" class="wp-caption aligncenter" style="width: 485px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-277" title="Kitap_02" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/07/02.jpg" alt="Kitap_02" width="475" height="276" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">Stefan Behling: &#8220;Siyah zayıf gösterir.&#8221;</dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: left;">Cordula Rau tarafından hazırlanan &#8220;Mimarlar neden siyah giyer?&#8221; adlı kitap, Rau&#8217;nun 2001 yılında bir endüstri yöneticisi tarafından kendisine aniden yöneltilen bu soruya, uluslararası düzeyde yanıt bulmak adına başladığı çalışmanın sonucunda ortaya çıkmış. Birçok ünlü mimardan ve tasarımcıdan almış olduğu cevapları yine soruya yakışır bir şekilde siyah ciltli bir kitapta, her cevap mimarın kendi el yazısıyla olacak şekilde toplamış. El yazısını okumakta güçlük çekenler ve elbette İngilizce dışında cevap vermiş olanları anlamakta problem yaşayanlar için bir yan sayfada İngilizce çevirisi daktilo yazısı şeklinde de bulunuyor.</p>
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_273" class="wp-caption aligncenter" style="width: 485px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-273" title="Kitap_03" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/07/03.jpg" alt="Kitap_03" width="475" height="278" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">Gregor Eichinger: &#8220;Gözler ön plana çıksın diye.&#8221;</dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: left;">Hakikaten, mimarlar neden hep siyah giyer? Thomas Ende &#8220;Hepsi varoluşçudur.&#8221; diyor. Peter Conradi ise benzeri bir şekilde &#8220;İlginç gözükme çabası içerisindedirler ve varoluşçular gibi gözümek isterler.&#8221; şeklinde cevaplıyor. Jürgen Mayer H. &#8220;<span>Siyah hakikaten hata yapamazsınız anlamına gelir ve bunu sık sık değiştiremezsiniz.&#8221; şeklinde yorumlarken, Foster &amp; Partners&#8217;in mimarlarından Stefan Behling soruyu biraz da tiye alarak &#8220;Siyah sizi olduğunuzdan zayıf gösterir.&#8221; şeklinde cevaplıyor. ETH Zürih&#8217;in hocalarından Gregor Eichinger &#8220;Gözleriniz ön plana çıksın.&#8221; şeklinde soruyla dalga geçerken, Chrisoph Mäckler ciddi birşeyler söyleme çabası içerisinde &#8220;Çünkü mimarlar burjuvazi tarafından &#8216;gerçek sanatçılar&#8217; gibi algılanma çabasındadırlar.&#8221; gibi bir cevap veriyor.</span></p>
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_275" class="wp-caption aligncenter" style="width: 510px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-275" title="Kitap_04" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/07/04.jpg" alt="Kitap_04" width="500" height="291" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">Massimilliano Fuksas: &#8220;Çünkü hayalgücünden mahrumdurlar.&#8221; </dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: left;">Varoluşçulardan alınan ironik cevaplar ise kaçınılmaz kafa karışıklıklarına yol açıyor. Neden siyah? Himmelb(l)au şirketinin mimarı Wolf Prix tarafından &#8220;Çünkü geleceklerinden korkuyorlar.&#8221; şeklinde cevaplanırken, Hani Rashid siyahın uzay içerisinde yokolmaya karşılık geldiğine inanıyor. Matthias Sauerbruch&#8217;a göre cevap çok kısa: &#8220;Korku&#8221;. Albert Speer ise Prix&#8217;in cevabına yakın durarak &#8220;Çünkü hayat hüzünlüdür.&#8221; diyor.</p>
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_281" class="wp-caption aligncenter" style="width: 510px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-281" title="Kitap_05" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/07/05.jpg" alt="Kitap_05" width="500" height="291" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">Wiel Arets: &#8220;Ben siyah giymem. Fakat gri veya koyu maviyi renkli tişört ile tercih ederim.&#8221; </dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: left;"><span>Kitap içerisinde elbette bu tuzaklı sorudan kaçınarak cevap verenler de var. Mesela Peter Eisenmann &#8217;siyah&#8217;ı Almanca yazarak &#8220;Ben siyah giymem.&#8221; diyor. Buna karşın tek kelimeyi yeterli bulan Münih Teknik Üniversitesi hocalarından Dietrich Fink sadece &#8220;Yeşil.&#8221; diyor. İşte bu ve benzeri cevaplar yazının başında da belirttiğim gibi, hakikaten &#8220;Neden&#8221; ile başlayan bu soruyu tam olarak yanıtlayamayacağımızı kanıtlar nitelikte. Jacques Herzog şaka gibi bir cevapla &#8220;Siyah sanırım birçok mimar tarafından giyildiğinden dolayı benim için hiçbir sey ifade etmiyor.&#8221; diyor. Peter Haimerl orjinal dilinde kafiyeli bir cevap yazarak &#8220;Mimarlar siyah giyer&#8230; Çünkü pelerinlerin otoritesini, maymunların hürriyetini ve geceleri işlenen suçların görünürlüğünü isterler.&#8221; diyor. </span><span>Vittorio Magnago Lampugnani kendini hemen bu tuzak sorudan şu sekilde kurtarıyor: &#8220;Hakikaten de bilmiyorum. Ben siyah giymiyorum ve buna rağmen diğerleri gibi mimarım.&#8221;</span></p>
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_278" class="wp-caption aligncenter" style="width: 511px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-278" title="Kitap_06" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/07/06.jpg" alt="Kitap_06" width="501" height="292" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">Peter Zumthor: &#8221; Bilmiyorum. Ben renkli kıyafetler giyiyorum.&#8221;</dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: left;"><span>Aslında görmüş olduğunuz gibi birbirinden çok farklı cevaplar var bu kitapta. Kitabı elinize aldığınızda bu sorunun gerçekten bir cevabı varmışçasına sayfaları hızla geçiyorsunuz, ama elbette ki yok. Yaptıkları siyah, beyaz, renkli yapılar gibi mimarlar da siyah, beyaz ve renkli giyiniyorlar. Ama yine de bu hususta çocukca sorulan &#8220;Neden&#8221; sorusunun cevaplarını okumak eğlenceli.</span></p>
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_279" class="wp-caption aligncenter" style="width: 510px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-279" title="Kitap_07" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/07/07.jpg" alt="Kitap_07" width="500" height="291" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">Rem Koolhaas: &#8220;Asla siyah giymem!&#8221;</dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: left;">Böyle birşey hakikaten var mı emin değilim. Cevabı kendimde ve etrafımdaki mimarlarda bulmakta zorlanıyorum. Fakat yine bir mimar olarak verebileceğim cevap her ne kadar &#8220;Çünkü siyah mimarın sahne kıyafetidir.&#8221; olsa da, kitabın en dürüst cevabını vermış olan Konstantin Grcic&#8217;e katılmadan edemiyorum: &#8220;Bilmiyorum!&#8221;</p>
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_274" class="wp-caption aligncenter" style="width: 510px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-274" title="Kitap_08" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/07/08.jpg" alt="Konsantin Grcic: &quot;Bilmiyorum!&quot;" width="500" height="291" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">Konsantin Grcic: &#8220;Bilmiyorum!&#8221;</dd>
</dl>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.boranbiriz.com/2009/07/08/mimarlar_neden_siyah_giyer/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mimari Fotoğraf</title>
		<link>http://www.boranbiriz.com/2009/07/01/mimari_fotograf/</link>
		<comments>http://www.boranbiriz.com/2009/07/01/mimari_fotograf/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2009 14:59:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Boran Biriz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[Mimarlık]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal Emden]]></category>
		<category><![CDATA[Gürkan Akay]]></category>
		<category><![CDATA[Mimari Fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Germen]]></category>
		<category><![CDATA[Özer Kanburoğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.boranbiriz.com/?p=219</guid>
		<description><![CDATA[Mimari fotoğraf ilginç bir şekilde mimarlık eğitimi verilen okullarda hala üzerine cok gidilmeyen bir konu. Halbuki bir mimarlık ögrencisi için detayları, malzemeleri, dokuları ve hatta tasarıma yönelik çözümleri dahi keşfetmek için en iyi yöntemlerden biridir fotoğraf çekmek. Ben mimarlık eğitimindeki ilk senemde bunu eskizlerle denemiş ve sıkılmıştım, zira hiçbir zaman serbest el çizimlerimi beğenen biri ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">Mimari fotoğraf ilginç bir şekilde mimarlık eğitimi verilen okullarda hala üzerine cok gidilmeyen bir konu. Halbuki bir mimarlık ögrencisi için detayları, malzemeleri, dokuları ve hatta tasarıma yönelik çözümleri dahi keşfetmek için en iyi yöntemlerden biridir fotoğraf çekmek. Ben mimarlık eğitimindeki ilk senemde bunu eskizlerle denemiş ve sıkılmıştım, zira hiçbir zaman serbest el çizimlerimi beğenen biri olmadım. Fakat ne yazık ki bunu fotoğraflarla geliştirebilmem için bana yol gösterici kimse de olmadı.</p>
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_243" class="wp-caption aligncenter" style="width: 343px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-243" title="Mimari Fotograf_01" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/07/Murat-Germen-1.jpg" alt="Portfolyo  © Murat Germen" width="333" height="500" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">Portfolyo  © Murat Germen</dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: left;">Yıldız Teknik Üniversitesi&#8217;ndeyken yaptığım zorunlu stajlardan biri Han Tümertekin&#8217;in yanındaydı. Çoğunlukla ıvır zıvırlarla dolu geçen yaz stajımda yakalamış olduğum sohbetler esnasında en azından Tümertekin&#8217;den son derece önemli şeyler duyma şansım oldu. Bunlardan biri de her daim yanımda eskiz defteri ve fotoğraf makinası olması gerektiğiydi. O her ne kadar günlük iş yoğunluğunda yanında sadece eskiz defteri taşıyor olsa da, benim için fotoğraf çekmek çok daha keyifli. Ve dürüst olmak gerekirse serbest el çizimlerimden hala hoşlanmıyorum.</p>
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_244" class="wp-caption aligncenter" style="width: 342px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-244" title="Mimari Fotograf_02" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/07/Murat-Germen-2.jpg" alt="Portfolyo  © Murat Germen" width="332" height="500" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">Portfolyo  © Murat Germen</dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: left;">Mimari fotoğrafçılığın tarihi, araştırmaya ve okumaya değer diyebilirim. Fakat benim üzerinde durmak istediğim bir konu değil. Mimari fotoğrafçılığın teknik esasları ise son derece önemli, zira bu alan en nihayetinde fotoğrafçılığın oldukça zor teknik bir dalı.</p>
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_237" class="wp-caption aligncenter" style="width: 510px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-237" title="Mimari Fotograf_03" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/07/Canon-Tilt-Shift-Lenses.jpg" alt="Canon'un Tilt-Shift Lens Serisi" width="500" height="246" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">Canon Tilt-Shift Lens Serisi</dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: left;">Fotoğraf çekmeye başlamadan önce yapılması gerekenlerle başlamak gerekiyor. Öncelikle fotoğrafı çekilecek yapının hangi döneme ait bir yapı olduğunu bilmekte fayda var. Bu sayede mimaride ele alınan üslubu baskın bir şekilde fotoğraflamak daha kolay olacaktır. Dolayısıyla daha önceden araştırma yapmadığınız veya tanımadığınız bir yapının fotoğraflarını çektiğinizde başarısız olma ihtimaliniz oldukça yüksek. Buna örnek olarak <a href="http://www.deviantart.com" target="_blank">Deviantart</a> gibi bir sitede arama kısmına <em>Architecture</em> yazmanız bile yeterli olacaktır. Bahsettiğim durumda birçok örnekle karşılaşabilirsiniz.</p>
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_242" class="wp-caption aligncenter" style="width: 510px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-242" title="Mimari Fotograf_04" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/07/Large-Format-Camera.jpg" alt="Büyük Format Kamera" width="500" height="481" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">Büyük Format Kamera</dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: left;">Bunun haricinde fotoğrafını çekeceğiniz yapının fonksiyonu da oldukça önemli. Yani eğer sadece yapının üslubunu vurgulamak gibi bir amacınız yoksa, yapının işlevini de anlaşılır kılmak üzere insanları da kısmen fotoğrafa dahil etmenin olumlu olduğu kanaatindeyim. Veya direkt olarak x fonksiyonlu yapıları çekiyorsanız, kadrajınızda insanlar olmasa bile elinizden geldiği kadar o fonksiyonu vurgulayacak kareler yakalamanız gerekiyor. Murat Germen bu husustata son derece başarılı bulduğum bir fotoğrafçı. Özellikle endüstriyel estetikle ilgilenen Germen&#8217;in kareleri görülmeye değer.</p>
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_238" class="wp-caption aligncenter" style="width: 510px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-238" title="Mimari Fotograf_05" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/07/Cemal-Emden-1.jpg" alt="Portfolyo  © Cemal Emden" width="500" height="371" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">Portfolyo  © Cemal Emden</dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: left;">Yine önemli olan başka bir noktaysa yapıyı fotoğraflamadan önce yapının planları üzerinde çekim noktaları belirlemek. Bu sayede yapının cepheleri tek başlarına veya diyagonal olarak iki cephe bir karede olacak şekilde çekilebilir. Mimari fotoğrafçılıktaki bu yaklaşıma mimari ürünün yorumsuz olarak fotoğraflanması denir. Fakat bunu gerçekleştirebilmek için teknik olarak özel ve pahalı ekipmanlara ihtiyacınız var. Eğer refleks makina kullanıyorsanız geniş açılı bir lens kullanıp, daha sonra bilgisayarda rötüşleme şansınız elbette var, fakat bu birçok kişinin yanıldığı üzere doğru bir yöntem değil.  Sırf bu iş için özel üretilen Tilt-Shift lensler ise iyi sonuçlar elde etmenize yardımcı olacaktır. Bugün neredeyse tüm mimari fotoğrafçılar orta formatlı ya da büyük formatlı makinalar kullanmaktadırlar. Bu sayede yapının düşeylerinde oluşan perspektif bozulmalarının da önüne geçebiliyorlar.  Bu ekipmanlar ne yazık ki oldukça özel ve pahalı parçalar. Sadece bu etken bile mimarlık fotografçısı olmayı düşleyen birçok kişiye engel oluyor. Kendimi bu grubun içerisinde görüyorum da diyebilirim.</p>
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_239" class="wp-caption aligncenter" style="width: 510px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-239" title="Mimari Fotograf_06" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/07/Cemal-Emden-2.jpg" alt="Portfolyo  © Cemal Emden" width="500" height="375" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">Portfolyo  © Cemal Emden</dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: left;">Bunlar haricinde teknik birçok unsur da var. Kullandığınız filmin hızından tutun da güneşin hareketine kadar birçok girdi sözkonusu. Bu tip bilgileri örneğin Doç. Dr. Özer Kanburoğlu&#8217;nun kitaplarından daha detaylı bir şekilde öğrenebilirsiniz.</p>
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_240" class="wp-caption aligncenter" style="width: 510px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-240" title="Mimari Fotograf_07" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/07/Gürkan-Akay-1.jpg" alt="Portfolyo  © Gürkan Akay" width="500" height="332" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">Portfolyo  © Gürkan Akay</dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: left;">Mimari fotoğrafçılıkta yöntem olarak iki tür yaklaşım var. Birincisi daha önce de belirtmiş olduğum yorumsuz yaklaşım. Diğeriyse mimari yapıt üzerinden sanat üretilmesi maksadıyla tercih edilen yorumlu yaklaşım.</p>
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_241" class="wp-caption aligncenter" style="width: 342px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-241" title="Mimari Fotograf_08" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/07/Gürkan-Akay-2.jpg" alt="Portfolyo  © Gürkan Akay" width="332" height="500" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">Portfolyo  © Gürkan Akay</dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: left;">Yorumsuz yaklaşımda daha önce de belirttiğim gibi yapının cephelerini düzgün ve sade bir şekilde karelemek esastır. Yapının cephelerinin karşısından yapılan çekimlerde yapının yatay ve düşeylerinin film karesinin ya da dijital makina kullanıyorsanız sensör kenarlarına paralel gelecek şekilde yakalanması şarttır. Daha önceden bahsetmiş olduğum ekipmana sahip değilseniz, bu çekimlerde tercih edebileceğiniz diger bir yol da yapının karşısında uygun bir yüksekliğe çıkıp oradan çekim yapmak olacaktır.</p>
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_236" class="wp-caption aligncenter" style="width: 510px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-236" title="Mimari Fotograf_09" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/07/MG_4113-1.jpg" alt="Portfolyo  © Boran Biriz" width="500" height="333" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">Portfolyo  © Boran Biriz</dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: left;">Yorumlu yaklaşımdaysa kişi kendi yorumunu da çekime katar. Yapının cephelerini fotoğraflamak yine amaç olabileceği gibi, yapıyı meydana getiren diğer detayları fotoğraflamak da bu işin bir parçasıdır. Bunun için özel bir ekipmana ihtiyacınız yok. Benim çoğunlukla tercih ettiğim yöntem bu. Öncelikle gözlemlemiş olduğum yapıların yorumsuz fotoğraflarının çok başarılı mimarlık fotoğrafçıları tarafından başarılı bir şekilde belgelendiğini biliyor olmam her ne kadar büyük bir etken olsa da, esas problem her koşulda fotoğraf çekebilecek bir ekipmana sahip olmamam.</p>
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_235" class="wp-caption aligncenter" style="width: 510px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-235" title="Mimari Fotograf_10" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/07/MG_4093-1.jpg" alt="Portfolyo  © Boran Biriz" width="500" height="333" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">Portfolyo  © Boran Biriz</dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: left;">Mimari fotoğrafçılıkla uğraşan isimlere biraz baktığınız zaman, oldukça başarılı bir kısmın mimarlık disiplininden geliyor olmasıysa çok şaşırtıcı değil. Her ne kadar yurtdışında daha çok isim biliyor olsam da ülkemizden verebileceğim başarılı örnekler arasında <a href="http://www.cemalemden.com" target="_blank">Cemal Emden</a>, <a href="http://www.muratgermen.com" target="_blank">Murat Germen</a> ve <a href="http://www.gurkanakay.com" target="_blank">Gürkan Akay</a> gibi isimler bulunuyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.boranbiriz.com/2009/07/01/mimari_fotograf/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mimarlıkta toplumsal cinsiyet</title>
		<link>http://www.boranbiriz.com/2009/06/24/mimarlikta_toplumsal_cinsiyet/</link>
		<comments>http://www.boranbiriz.com/2009/06/24/mimarlikta_toplumsal_cinsiyet/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Jun 2009 19:55:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Boran Biriz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Literatür]]></category>
		<category><![CDATA[Mimarlık]]></category>
		<category><![CDATA[Dörte Kuhlmann]]></category>
		<category><![CDATA[Mimarlik teorisi]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Viyana Teknik Üniversitesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.boranbiriz.com/?p=200</guid>
		<description><![CDATA[
Zaman zaman gündeme gelen çok önemli bir konu olan „Mimarlıkta cinsel kimlik“ aklıma takılmış durumda şu sıralar. „Kadın mimar sorunsalı“ veya „Mimarlıkta kadın sorunsalı“ olarak da sık sık karşımıza çıkıyor. Kimi erkek mimarlara göre günümüzde sadece şovenist söylemlere alet olmuş bir konu ve birçok bayan mimara göre de gerçekdışı olan bir pseudo sorunsal. İşin ilginç ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><img class="size-full wp-image-202 aligncenter" title="Gender Studies" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/06/Gender-Studies.jpg" alt="Raum, Macht &amp; Differenz" width="500" height="346" /></p>
<p style="text-align: left;">Zaman zaman gündeme gelen çok önemli bir konu olan „Mimarlıkta cinsel kimlik“ aklıma takılmış durumda şu sıralar. „Kadın mimar sorunsalı“ veya „Mimarlıkta kadın sorunsalı“ olarak da sık sık karşımıza çıkıyor. Kimi erkek mimarlara göre günümüzde sadece şovenist söylemlere alet olmuş bir konu ve birçok bayan mimara göre de gerçekdışı olan bir pseudo sorunsal. İşin ilginç yanıysa, her iki tarafın da kabullenmekte problem çektiği bu konu oldukça gerçek ve her ne kadar birçok kişi tarafından önemsenmiyor veya reddediliyor olsa da ciddi bir araştırma sahası.</p>
<p style="text-align: left;">Bu bağlamda okumuş olduğum son derece başarılı bir kitabı tanıtmak istiyorum. Evet, tüm kitabı bir solukta okuduğumda feminist bir araştırmacıyla karşı karşıya kaldığımı hissettim ve dürüst olmak gerekirse kimi kısımları da oldukça mübağalalı buldum. Fakat yine de bu konuda yazılmış  başarılı kitaplar arasında olduğu kanaatindeyim.</p>
<p style="text-align: left;">Kitabın arka kapağı:</p>
<p style="text-align: left;">Dörte Kuhlmann<br />
Mekan, Egemenlik ve Ayrım (Ufak bir kelime oyunuyla „Raum macht Differenz“ „Mekan ayrım yaratır.“ şeklinde de anlaşılabiliyor.)<br />
Mimarlıkta toplumsal cinsiyet çalışmaları</p>
<p style="text-align: left;">Önünüzde duran bu kitap, mimarlıktaki toplumsal cinsiyet çalışmalarına bir giriş niteliğindedir ve mimarlığın mekansal olan ve olmayan araçlarıyla cinsiyetin ve bedenin üretimini, röprodüksiyonunu ve temsilini sorgular.</p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://www.a-theory.tuwien.ac.at/Profiles/Doerte" target="_blank">Dörte Kuhlmann</a> Viyana Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi <a href="http://www.a-theory.tuwien.ac.at/" target="_blank">Mimarlık Teorisi Enstitüsü</a>’nde toplumsal cinsiyet ve mimarlık teorisi üzerine dersler vermektedir. Diğer önemli kitapları arasında „İnsan ve Doğa“. „Alvar Aalto Almanya’da“, „Yaşayan Mimarlık“, „Toplumsal Cinsiyeti Yapılandırmak“ ve „Gücü Yapılandırmak“ isimli kitaplar bulunmaktadır.</p>
<p style="text-align: left;">Kitabın içeriğiyse şu şekilde:</p>
<p style="text-align: left;">1.    Giriş<br />
2.    Sanat ve mimarlık tarihinde kadınlar<br />
3.    Biyolojik ve sosyal farklılıklar<br />
4.    Anaerkil mimarlık<br />
5.    Psikoanaliz geleneği<br />
6.    Mimarlık teorisinde toplumsal cinsiyet<br />
7.    Antikitede toplumsal cinsiyet<br />
8.    Cinsel mekanlar<br />
9.    Gözlem mekanizmaları<br />
10.   Özel ev<br />
11.   Ayrımcılığın mekanizmaları<br />
12.   Sonuç</p>
<p style="text-align: left;">Almanca bilen ve konuya karşı ilgisi olan herkes için ısrarla önerebileceğim bir kitap.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.boranbiriz.com/2009/06/24/mimarlikta_toplumsal_cinsiyet/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gazometre</title>
		<link>http://www.boranbiriz.com/2009/06/17/gazometre/</link>
		<comments>http://www.boranbiriz.com/2009/06/17/gazometre/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Jun 2009 21:47:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Boran Biriz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mimarlık]]></category>
		<category><![CDATA[Avusturya]]></category>
		<category><![CDATA[Gasometer]]></category>
		<category><![CDATA[Jean Nouvel]]></category>
		<category><![CDATA[Manfred Wehdorn]]></category>
		<category><![CDATA[Simmering]]></category>
		<category><![CDATA[Viyana]]></category>
		<category><![CDATA[Wilhelm Holzbauer]]></category>
		<category><![CDATA[Wolf Prix]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.boranbiriz.com/?p=180</guid>
		<description><![CDATA[


Hava Fotoğrafı


Gazometre Viyana’nın on birinci ilçesi Simmering’de bulunan, 1896-1899 yılları arasında inşaa edilmiş devasa gaz tanklarına verilen isim. Yapıldıkları dönemde halkın endüstriyel altyapıyı gözönünde istememesi sebebiyle bu dört tank, dev tuğla kabuklarla gizlenmişler. 1970 yılında kentin gaz ihtiyacının doğalgaz ile giderilmesiyle beraber tanklar sökülmüş ve geriye sadece bu kabuklar kalmış. Özellikle kentin güneydoğu girişinde dikkat ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_190" class="wp-caption aligncenter" style="width: 510px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-190" title="Gazometre_01" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/06/Gazometre.jpg" alt="Hava Fotoğrafı" width="500" height="333" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">Hava Fotoğrafı</dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: left;">Gazometre Viyana’nın on birinci ilçesi Simmering’de bulunan, 1896-1899 yılları arasında inşaa edilmiş devasa gaz tanklarına verilen isim. Yapıldıkları dönemde halkın endüstriyel altyapıyı gözönünde istememesi sebebiyle bu dört tank, dev tuğla kabuklarla gizlenmişler. 1970 yılında kentin gaz ihtiyacının doğalgaz ile giderilmesiyle beraber tanklar sökülmüş ve geriye sadece bu kabuklar kalmış. Özellikle kentin güneydoğu girişinde dikkat çeken bu dört dev, genel olarak birçok silüette yer alıyor, zira herbiri 62 metre çapında ve 72 metre yüksekliğinde.</p>
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_183" class="wp-caption aligncenter" style="width: 510px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-183" title="Gazometre_02" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/06/MG_4540-1.jpg" alt="U3 Girişi (Gazometre A)" width="500" height="333" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">U3 Girişi (Gazometre A)</dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: left;">1978 yılında kent yönetimi tarafından tarihi yapı statüsünde koruma altına alınan Gazometre, film çekimleri, deneysel projeler ve çeşitli amaçlar için zaman zaman kullanıma açılmış. Ta ki 1995 yılında bir renovasyon projesi gündeme gelene kadar. Mevcut olan kabukların içerisinde gerçekleştirilecek megaprogramlardan (Konut, ofis, alışveriş, eğlence vb.) oluşan tasarımlar dört farklı mimar tarafından gerçekleştirildi. Gazometre A Jean Nouvel, Gazometre B Wolf Prix ve Helmut Scwiczinsky, Gazometre C Manfred Wehdorn ve Gazometre D Wilhelm Holzbauer tarafından tasarlandı. Her ne kadar Nouvel, Wehdorn ve Holzbauer tasarımlarında oldukça benzer yaklaşımlarda bulunmuş olsalar da, Wolf Prix projeye oldukça farklı bir şekilde yaklaşarak, fonksiyonların dışarıdan da görülmesine imkan tanıyan ek bir bina önerdi. Tüm inşaat süreciyse çok süratli bir şekilde 1999-2001 tarihleri arasında tamamlandı. U3 metrosunun uzatılması ve kuzey-güney istikametindeki otobanın da yapılmasıyla Gazometre’ye ulaşmak da oldukça kolaylaştı.</p>
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_184" class="wp-caption aligncenter" style="width: 343px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-184" title="Gazometre_03" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/06/MG_4548-2.jpg" alt="Gazometre B" width="333" height="500" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">Gazometre B</dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: left;">Gazometre’ye arabanız yoksa en rahat metro ile ulaşıyorsunuz. Merdivenlerden çıktığınızda kentin buluşma noktalarından birinde olduğunuzu oldukça net bir şekilde hissediyorsunuz. Gazometre’nin etrafında dolaştığınızdaysa ilçenin bu proje haricinde farkedilen nitelikli mimari bir işe sahip olmadığını görüyorsunuz. Sokaklar bomboş ve etraftaki ofislerde çalışan insanlar haricinde de kimseyle karşılaşmıyorsunuz.</p>
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_185" class="wp-caption aligncenter" style="width: 510px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-185" title="Gazometre_04" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/06/MG_4577-3.jpg" alt="Gazometre C &amp; Gazometre B &amp; Sinemaya bağlı olan köprü" width="500" height="333" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">Gazometre C &amp; Gazometre B &amp; Sinemaya uzanan köprü</dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: left;">Öncelikle bu yapıların masif halleri ve ağır ritimleri biraz rahatsız edici, çünkü bahsettiğimiz bu tuğla silindirler insan ölçeğinde değiller. Yine de malzemenin doğal rengi ve dokusu hoşuma gidiyor. Fakat daha önce de belirtmiş olduğum, Wolf Prix tarafından tasarlanmış olan ek binayı oldukça rahatsız edici bulduğumu söylemeden geçemeyeceğim. Enteresan olan, Viyanalı mimarlar tarafından „Kalkan“ olarak tanınan bu ek yapı olumlu bir tasarım olarak kabul ediliyor. Evet, yapıların bu hantal ve tektonik duruşlarına karşın Prix’in yeni yapısının kıvraklığı ve farklı geometrisi hakikaten farklı birşeyler için çaba gösterildiğini hissettiriyor, fakat açık bir şekilde de ardında bağlı olduğu Gazometre B’nin kimliğini yerlebir ediyor. Kanımca Prix’in buradaki tavrı, çıkarcı bir şekilde kendi „Kalkan“ını vurgulamak üzere kurguladığı bir durumdan öte birşey degil. Ve bu çıkarcı durum daha ilk eskizlerde dahi görülüyor. Buna vaktinde niçin müdahale edilmediğiyse bambaşka bir soru.</p>
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_186" class="wp-caption aligncenter" style="width: 343px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-186" title="Gazometre_05" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/06/MG_4583-4.jpg" alt="Gazometre A içerisindeki alışveriş bölümü" width="333" height="500" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">Gazometre A içerisindeki alışveriş bölümü</dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: left;">Dört kısımdan (ve elbette Prix’in duvarından) oluşan bu yapıya çoğunlukla iki noktadan giriliyor. Birincisi metro çıkışında sizi karşılayan kapı, bir diğeriyse Prix’in yapısının olduğu nokta. Bunlar haricinde otopark girişleri ve konutlar icin ayrı girişler elbette mevcut. Ben kısa bir süre Prix’in yapmış olduğu Gasometer B’de yaşadığım için metro girişini kullanıyordum. İçeriye girdiğinizde kendinizi bir atriumun ortasında buluyorsunuz. MC Donalds ve türevleri haricinde bir market ve orta kısımda bir kafeterya bulunuyor. Merdivenlerden çıktığınızdaysa (ve elbette diğer yapılara geçtiğiniz zaman) aynı plan farklı dükkanların olduğu katlar şeklinde tekrarlanıyor. Üçüncü kat kamusal olan son kısım ve bu katta diğer yapılara geçiş imkanı veren köprüler yer alıyor. Daha üst katlardaysa konutlar ve ofisler bulunuyor. Prensip olarak benzer kurgulanan bu dört bölümün haricinde Prix’in ek yapısında da ofis fonksiyonları yer alıyor.</p>
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_187" class="wp-caption aligncenter" style="width: 343px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-187" title="Gazometre_06" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/06/MG_4586-5.jpg" alt="Gazometre A içerisindeki kafeterya" width="333" height="500" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">Gazometre A içerisindeki kafeterya</dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: left;">Her ne kadar diğer yapıları tanımama rağmen tüm konut kısımlarının içlerinde bulunmamış olsam da, Gasometer B’de bulunan öğrenci yurdunda bir dönem yaşadım. Öncelikle radyal çözülmüş plan tiplerine „çözülmüş“ demekten bile çekiniyorum, zira fevkalade kullanım problemleri mevcut. Bunun haricinde eski kabuğun tuğla olmasından kaynaklanan bir toz problemi ve iki cidar arasındaki mesafe arasında yansıyan seslerden kaynaklı bir gürültü problemi var. İlkin bu problemlerin daha çok yurt kısmında olduğunu düşünmeme rağmen Gazometre D’de oturan bir arkadaşımla konuşmam ve oradan bir daire aldıkları için çok pişman olduğunu öğrenmemden sonra benzer problemlerin her yapıda olduğuna emin oldum.</p>
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_188" class="wp-caption aligncenter" style="width: 510px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-188" title="Gazometre_07" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/06/MG_4592-6.jpg" alt="Gazometre B ve Gazometre C arasındaki bağlantı" width="500" height="333" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">Gazometre B ve Gazometre C arasındaki bağlantı</dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: left;">Evet, Viyana’nın tarihi mimarisi içerisinde farklı bir yere sahip olan Gazometre’yi mentalite olarak her ne kadar olumlu bulsam da, pratikte birçok yönden problemli yapı bloklarından oluşan başarısız bir proje oldugunu düşünüyorum.</p>
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_189" class="wp-caption aligncenter" style="width: 510px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-189" title="Gazometre_08" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/06/MG_4612-7.jpg" alt="Gazometre D'deki konutlar" width="500" height="333" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">Gazometre D&#8217;deki konutlar</dd>
</dl>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.boranbiriz.com/2009/06/17/gazometre/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilinçsizlik durumunda bilmek üzerine</title>
		<link>http://www.boranbiriz.com/2009/06/10/bilincsizlik_durumunda_bilmek_uzerine/</link>
		<comments>http://www.boranbiriz.com/2009/06/10/bilincsizlik_durumunda_bilmek_uzerine/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Jun 2009 18:37:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Boran Biriz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mimarlık]]></category>
		<category><![CDATA[Gerrit Rietveld]]></category>
		<category><![CDATA[Hilversum]]></category>
		<category><![CDATA[Hollanda]]></category>
		<category><![CDATA[Minnaert]]></category>
		<category><![CDATA[MVRDV]]></category>
		<category><![CDATA[Neutelings & Riedijk]]></category>
		<category><![CDATA[Schröderhuis]]></category>
		<category><![CDATA[Utrecht]]></category>
		<category><![CDATA[Villa VPRO]]></category>
		<category><![CDATA[Willem Marinus Dudok]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.boranbiriz.com/?p=115</guid>
		<description><![CDATA[


Hilversum Belediye Binası, Willem Marinus Dudok, 1930


Bugünlerde aklıma takılan başka bir konuyu anlatmaya çalışacağım. Mimarlik eğitimi almış veya bu disipline herhangi bir şekilde kafa yormuş herhangi bir kişinin mimari yaklaşımının, zevkinin, keyfinin, her ne derseniz deyin, bilinçsizlik durumunda dahi rijitliğini yitirmemesi üzerine kişisel bir saptama. Burada anlatmaya çalışacağım durum bir grubun, özellikle de at gözlüğü ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_117" class="wp-caption aligncenter" style="width: 510px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-117" title="Hilversum_01" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/06/_mg_4181.jpg" alt="Hilversum Belediye Binasi, Willem Marinus Dudok, 1930" width="500" height="331" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">Hilversum Belediye Binası, Willem Marinus Dudok, 1930</dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: left;">Bugünlerde aklıma takılan başka bir konuyu anlatmaya çalışacağım. Mimarlik eğitimi almış veya bu disipline herhangi bir şekilde kafa yormuş herhangi bir kişinin mimari yaklaşımının, zevkinin, keyfinin, her ne derseniz deyin, bilinçsizlik durumunda dahi rijitliğini yitirmemesi üzerine kişisel bir saptama. Burada anlatmaya çalışacağım durum bir grubun, özellikle de at gözlüğü takmış(!) bir grubun x y üsluplara karşı olan hayranlığının veya ezbere tanıdığımız star mimarlara veya onların yapıtlarına karşı şuursuz bir şekilde hayranlık duymamızın haricinde birşey. Yolda yürürken bir binaya bakakalmaktan bahsediyorum. Hazırlıksızken ve özellikle de başka bir hedefe doğru yönelmişken. Hele ki bu, kısa bir süre içerisinde birkaç sefer başınıza geliyorsa.</p>
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_118" class="wp-caption aligncenter" style="width: 343px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-118" title="Hilversum_02" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/06/_mg_4184.jpg" alt="Hilversum Belediye Binasi, Willem Marinus Dudok, 1930" width="333" height="500" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">Hilversum Belediye Binası, Willem Marinus Dudok, 1930</dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: left;">Son çıktığım geziye oldukça hazırlıklı başladım diyebilirim. Amazon’dan verdiğim çeşitli kitap siparişleri ve aşağı yukarı iki haftalık bir araştırma ve rota çıkarmanın sonucunda ilginç bir gezi için yola koyuldum. Duraklarımdan biri olan Hilversum’da görmek istediğim iki yapı vardi. Biri Willem Marinus Dudok’un yapmış oldugu belediye binası, bir diğeriyse MRVDV’nin monoblok villa projesi olan VPRO. Dudok’un mimarlığına karşı olan hayranlığımı öncelikle Le Corbusier’ye, Wright’a, Gropius’a, Jacobsen’a ve nicelerine, sonrasındaysa 20. yy. modern mimarisinin duruşuna ve endüstrileşme çagının mimarlık üzerindeki olumlu etkilerine duyulan hayranlığın bir parçası olarak ifade edebilirim. Bu noktada zaman zaman kendimi at gözlüğü takan o grup içerisinde gibi hissettiğim de olmuştur, ama bunu önemsemediğimi gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. MVRDV’ye olan sempatim ise biraz daha farklı. YTÜ’de mimarlık okuduğum dönemin son çeyreğinde birbirlerinden net bir şekilde ayırt edebilmeye başladığım star mimarlardan biraz daha farklı olarak MVRDV&#8217;nin 1991 European yarışmasından aldıkları galibiyet ile bir grup genç mimarın beraber kurmuş olduğu bir büro olduğunu bilmem ve bunun ötesinde ekibin ilginç deneysel işleri, yayımlamış oldukları manifesto niteliğindeki yazıları, ekolojist eğilimleri ve elbette hepsinden daha ağır basan modern ve biricik mimarlık üsluplarıyla dikkatimi çekmesi diyebilirim.</p>
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_119" class="wp-caption aligncenter" style="width: 510px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-119" title="Hilversum_03" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/06/_mg_4198.jpg" alt="Hilversum Media Center, Neutelings &amp; Riedijk, 2006" width="500" height="333" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">Hilversum Medya Merkezi, Neutelings &amp; Riedijk, 2006</dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: left;">Hilversum&#8217;da dolaşıp Dudok’un tasarlamış olduğu belediye binasinin her köşesini gezdikten ve fotoğrafladıktan sonra şehir dışına doğru yürümeye karar verdim. Araba ile daha rahat gidilebilecek mesafede olan Villa VPRO’ya doğru yürürken Hilversum hakkında fikir sahibi olabileceğim bir yürüyüş güzergahında olmam ise memnun ediciydi. Fakat daha VPRO’ya varmadan anayol kenarında bambaşka bir bina ile karşılaştım. Binanın etrafında uzun uzun gezdikten, inceledikten, içerisine bakıp, fotoğraflayıp ayrıldıktan sonra rotamın dışında olduğumu ve biraz da vakit kaybetmiş olduğumu farketmeme rağmen acayip bir keyif ve araştırma heyecanı içerisindeydim, çünkü yapı hakkında en ufak bir bilgim yoktu ve merak ediyordum. Binadan o kadar etkilenmiştim ki, esas durağım olan Villa VPRO sanki zorunlu bir geziymişçesine sıkıcı gelmeye başladı. Bilgisayar başına ilk oturduğumdaysa yapının Neutelings &amp; Riedijk’a ait olan Hilversum Medya Merkezi olduğunu öğrendim ve gülümsedim. Bu ekibin çalışma prensiplerine hayran olmam bir yana, daha sabahleyin <a href="http://www.boranbiriz.com/2009/06/03/sfenks_evleri/">Sfenks Evleri</a>’ni ziyaret etmek icin eski bir balıkçı kasabası olan Huizen’a uğramıştım. Kısacası bu bina aynı gün içerisinde karşılaştığım ikinci Neutelings &amp; Riedijk işi olmuştu.</p>
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_120" class="wp-caption aligncenter" style="width: 343px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-120" title="Hilversum_04" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/06/_mg_4204.jpg" alt="Hilversum Media Center, Neutelings &amp; Riedijk, 2006" width="333" height="500" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">Hilversum Medya Merkezi, Neutelings &amp; Riedijk, 2006</dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: left;">Bir gün sonra benzeri bir durum Utrecht’te başıma geldi. Programım Utrech’te orta yoğunluktaydı. Öncelikle turist gibi şehri gezmek istiyordum, sonrasındaysa Schröderhuis’tan Utrecht Şehir Tiyatrosu’na kadar görmek istedigim 20. yy. modern yapiları sırada beni bekliyordu. Fakat sebebini hatırlamadığım bir aceleden sonra (ki kent merkezini gezmeyi tamamlamıştım) Schröderhuis’a uğrayıp, tahmin ettiğimden daha az vakit geçirip, üniversiteye doğru yola devam ederken onca binanın arasında gözlerim tek bir yapıya takıldı. Yavaşlayarak arabayla etrafında döndüm ve ön cephesinin yanından geçerken bu binanın yine Neutelings &amp; Riedijk’a ait olan Minnaert olduğunu farkettim. Yapıyı daha önceden elbette tanıyordum. En azından fotoğraflarını ve çizimlerini görmüştüm. Fakat araba kullandığım için yola dikkat etmek durumundaydım ve buna rağmen o bilinçsizlik halinde bile bina dikkatimi çekmeyi başarmıştı. Çok vakit geçiremedim, fotoğraf çekemedim, fakat yine de tatmin olmuş bir şekilde Utrecht’ten ayrıldım.</p>
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_121" class="wp-caption aligncenter" style="width: 510px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-121" title="Hilversum_05" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/06/_mg_4215.jpg" alt="Villa VPRO, MRVDV, 1997" width="500" height="333" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">Villa VPRO, MRVDV, 1997</dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: left;">Günler sonra yorgun argın bir şekilde Leuven’da bira içebileceğim bir yer ararken Balkan Ezgileri çalan canlı bir orkestra müziğine doğru yöneldim. Leuven’da eski kent merkezi ve biraz da çevresini gezmek haricinde güzel Belçika Biraları’ndan tadıp dinlenmek niyetindeydim. Kısacası rotamda olmazsa olmaz denilebilecek birşey yoktu. Fakat orkestranın müzik yaptığı binaya baktığımda bakımlı eski kabuğun iç kısmı dışarıdan anlaşılamayacak bir geometri içerisinde yepyeni ve çok güzel olduğunu gördüm. Kapıdan kısacık içeri bakmakla yetindim (çok kalabalıktı ve saat çok geç olduğu için oldukça yorgundum) ve yürümeye devam ettim. Viyana’ya geldikten sonra gezi notlarımı ve fotoğrafları toparlarken farkettim ki, bu yapı yine Neutelings &amp; Riedijk’in tasarlamış olduğu Stuk Uygulamalı Sanatlar Merkezi&#8217;ydi. Evet rotamda böyle bir bina işaretli değildi, fakat artık bunu önemsememem gerektiğinden neredeyse emin oldum, zira bu ve benzeri işlerle karşılaşmaya ve habersizken bile onları farketmeye devam edeceğimi biliyordum.</p>
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_122" class="wp-caption aligncenter" style="width: 510px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-122" title="Utrecht_01" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/06/_mg_4221.jpg" alt="Schröder Evi, Gerrit Rietveld, 1924" width="500" height="333" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">Schröder Evi, Gerrit Rietveld, 1924</dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: left;">Sanırım bu rastlantılar sonuç olarak benim belli bir disipline, belli bir üsluba ve en önemlisi de belli bir çizgiye dair at gözlüğü takmadan edinmiş olduğum beğeniyi ve bilinçsiz bir anda dahi bunu farkedeceğimi kanıtlar nitelikte. Nihayetinde kendi gözüme, kendi ruhuma, kendi kafama ait, yani bana ait olan bir beğeni kazanabildiğim icin çok mutluyum. Evet, Le Corbusier benim için hala çok önemli bir mimar, aynı birçoğunuz için olduğu gibi; fakat Neutelings &amp; Riedijk’in işleri de sanırım ben ve benim gibi düşünen daha ufak bir kitle için en az diğerleri kadar önemli.</p>
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_123" class="wp-caption aligncenter" style="width: 510px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-123" title="Utrecht_02" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/06/minnaert_web.jpg" alt="Minnaert, Neutelings &amp; Riedijk, 1997 (Fotoğraf ©Neuteling&amp;Riedijk)" width="500" height="333" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">Minnaert, Neutelings &amp; Riedijk, 1997 (© Neuteling&amp;Riedijk)</dd>
</dl>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.boranbiriz.com/2009/06/10/bilincsizlik_durumunda_bilmek_uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sfenks Evleri</title>
		<link>http://www.boranbiriz.com/2009/06/03/sfenks_evleri/</link>
		<comments>http://www.boranbiriz.com/2009/06/03/sfenks_evleri/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Jun 2009 15:02:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Boran Biriz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mimarlık]]></category>
		<category><![CDATA[Hollanda]]></category>
		<category><![CDATA[Huizen]]></category>
		<category><![CDATA[Neutelings & Riedijk]]></category>
		<category><![CDATA[Sphinx Housing]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.boranbiriz.com/?p=67</guid>
		<description><![CDATA[
İlk yazımda da belirttiğim gibi iki ay önce yaptığım gezide birçok Benelüks şehrini ve nitelikli mimari işi yakından görüp inceleme şansım oldu. Esasen belirli bir sırayla gidip rotamı anlatmak gibi bir niyetim yok (en azından şimdilik), fakat bir sonraki durağımdan bahsetmek istiyorum.

Almere’den sonra ilk uğradığım şehir Huizen’di ve oraya sadece Neutelings &#38; Riedijk’in nispeten yeni ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><img class="size-full wp-image-70 aligncenter" title="Sfenks Evleri_01" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/06/sphinx-housing_web.jpg" alt="Sfenks Evleri_01" width="500" height="333" /></p>
<p style="text-align: left;">İlk yazımda da belirttiğim gibi iki ay önce yaptığım gezide birçok Benelüks şehrini ve nitelikli mimari işi yakından görüp inceleme şansım oldu. Esasen belirli bir sırayla gidip rotamı anlatmak gibi bir niyetim yok (en azından şimdilik), fakat bir sonraki durağımdan bahsetmek istiyorum.</p>
<p style="text-align: left;"><img class="size-full wp-image-113 aligncenter" title="Sfenks Evleri_02" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/06/_mg_4180-61.jpg" alt="Sfenks Evleri_02" width="500" height="333" /></p>
<p style="text-align: left;">Almere’den sonra ilk uğradığım şehir Huizen’di ve oraya sadece Neutelings &amp; Riedijk’in nispeten yeni bir projesi olan Sfenks Evleri’ni görmeye gittim. Daha beş sene önce Arkitera’nın düzenlediği bir konferansta Willem Jan Neutelings’i dinleme şansım olmuştu ve tasarım sürecini ele alışından çok etkilenmiştim. Portfolyosundaki tüm yapıları az çok tanımam dışında, özellikle bu projeyi çok merak ediyordum ve rotamı Huizen istikametine çevirdim.</p>
<p style="text-align: left;"><img class="size-full wp-image-112 aligncenter" title="Sfenks Evleri_03" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/06/_mg_4178-51.jpg" alt="Sfenks Evleri_03" width="500" height="333" /></p>
<p style="text-align: left;">Huizen, Hollanda’nın Nordholland eyaletinde bulunan, ülkenin geneline göre orta büyüklükte bir şehir. Gezdiğiniz zaman ufak bir ilçe hissi yaratiyor. Nüfusu 45.000 civarında ve Neutelings &amp; Riedijk’in Gooimeer Gölü kenarındaki projesi haricinde ilginç bir mimari işle karşılaşmadım. Huizen Hollandaca’da „Evler“ anlamına geliyor ve bunun sebebi bölgenin ilk taş evlerinin burada yapılmış olduğunun tahmin edilmesi. Eski bir balıkçı kasabası olan Huizen, Zuiderzee’ye 1932 yılında yapılan bariyer Afsluitdijk’ten sonra (<a href="http://www.boranbiriz.com/2009/05/27/almere/" target="_blank">bkz: Almere’deki mimarlık üzerine</a>) suyun denizden ayrılıp tatlı su gölüne dönüşmesi sebebiyle bu fonksiyonunu yitirmiş. 1960’lı yılllardaki konut ihtiyaci sebebiyle de kent yeni konut programlarıyla hızla büyümüş ve bugünkü halini almış.</p>
<p style="text-align: left;"><img class="size-full wp-image-111 aligncenter" title="Sfenks Evleri_04" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/06/_mg_4175-41.jpg" alt="Sfenks Evleri_04" width="500" height="333" /></p>
<p style="text-align: left;">Neutelings &amp; Riedijk’in Huizen’da almış olduğu iş de yine bir konut projesi. 1996 yılında kazanılan bir yarışma sonucunda 2000 yılında yapımına başlanan projenin yapımı üç yılda bitti. Ele aldığı projelerin tasarım süreçlerini bağlamdan duyulara kadar birçok farklı altbaşlık altında irdeleyen mimarlar bu projede özellikle doku üzerinde durarak binaların dış cephe kaplamalarına çok önem verdiler. Buna ilaveten fiziksel bir metafor olarak ele aldıkları (her ne kadar tasarımın başında buna takılıp kalmamış, bilakis birşeyler ortaya çıktıktan sonra bunu kullanmış olsalar da) Sfenksler’i projelerinin isminde dahi kullandılar.</p>
<p style="text-align: left;"><img class="size-full wp-image-110 aligncenter" title="Sfenks Evleri_05" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/06/_mg_4173-31.jpg" alt="Sfenks Evleri_05" width="500" height="333" /></p>
<p style="text-align: left;">Göl kenarında bulunan bu proje kıyıya yanaşmış gemiler gibi bir his yaratan, yan yana konuşlanmış ve birbirinin neredeyse kopyası olan beş yapıdan oluşuyor. Her bina içerisinde on üç daire var, her bir sonraki katta ise daireler birer birer azalıyor ve bu sayede ortaya çıkan geometri „kafalar“ olarak adlandırılan çatı katlarıyla beraber mimarlar tarafından Sfenksler’e benzetiliyor. Bu dairelerin tümü öncelikle göl manzarasından ve sonra da güneşten en iyi şekilde yararlanacak şekilde planlanmış. Bu sebeple kuzeydoğuya bakan ön cepheleri büyük ölçüde cam yüzeylerden ve teraslardan oluşuyor. Otomobil ve yaya girişlerinin bulunduğu, kıyıya bir rampayla bağlı olan güneybatı yönündeki „sırt“larında ise altı adet görece büyük teraslar bulunuyor. Çatı katlarının farklı bir şekilde şekillendirilmiş olması sayesinde Sfenksler’in kafaları karşıdan yakalanan silüette dikkat çekici bir ritim içerisinde gözüküyor. Binaların cepheleri yatay bir şekilde uygulanmış mat alüminyumla kaplı ve ışığın durumuna göre beyaz ve grinin farklı tonlarını yansıtıyorlar.</p>
<p style="text-align: left;"><img class="size-full wp-image-109 aligncenter" title="Sfenks Evleri_06" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/06/_mg_4170-21.jpg" alt="Sfenks Evleri_06" width="500" height="333" /></p>
<p style="text-align: left;">Bu kısım benim için gezinin en güzel duraklarından biriydi. Sabah erken saatlerde vardığım Huizen’da hava güneşliydi. Daha yoldayken Sfenksler’in silüetlerini gördüğümde bile oldukça heyecanlandım diyebilirim. Göl kenarında kahvaltı yaparken binaları uzun uzun seyredip, düşünme ve notlar alma fırsatım oldu. Fotoğraf faslını da hallettikten sonra bir sonraki şehre doğru yola çıktım. Amsterdam’a yolunuz düşerse mutlaka uğrayıp Gooimeer kenarındaki Sfenks Evleri arasında vakit geçirin, inanın buna değecektir.</p>
<p style="text-align: left;"><img class="size-full wp-image-76 aligncenter" title="Sfenks Evleri_07" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/06/_mg_4165-1.jpg" alt="Sfenks Evleri_07" width="500" height="333" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.boranbiriz.com/2009/06/03/sfenks_evleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Almere&#8217;deki mimarlık üzerine</title>
		<link>http://www.boranbiriz.com/2009/05/27/almeredeki_mimarlik_uzerine/</link>
		<comments>http://www.boranbiriz.com/2009/05/27/almeredeki_mimarlik_uzerine/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 May 2009 12:53:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Boran Biriz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mimarlık]]></category>
		<category><![CDATA[Almere]]></category>
		<category><![CDATA[Hollanda]]></category>
		<category><![CDATA[OMA]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.boranbiriz.com/?p=3</guid>
		<description><![CDATA[


De Citadel, Christian de Portzamparc, 2006


Paskalya tatilinde yaptığım Benelüks gezisinde birçok şehri ve mimari işi görme şansım oldu. Bunlar arasında en ilginç bulduğum şehir Amsterdam’ın yaklaşık 30 km doğusundaki Almere’ydi.



Kent merkezinde yeni bir bina



Almere, Hollanda’nın Flevoland eyaletinde bulunan, Lelystad ile Zeewolde’ye sınır olan ve görece ülkenin en hızlı büyüyen şehri. Kentin ismi bugün yerinde IJsselmeer’in ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_15" class="wp-caption aligncenter" style="width: 344px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-15" title="Almere_01" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/05/_mg_4132-1.jpg" alt="De Citadel, Christian de Portzamparc" width="334" height="500" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd">De Citadel, Christian de Portzamparc, 2006</dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: left;">Paskalya tatilinde yaptığım Benelüks gezisinde birçok şehri ve mimari işi görme şansım oldu. Bunlar arasında en ilginç bulduğum şehir Amsterdam’ın yaklaşık 30 km doğusundaki Almere’ydi.</p>
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_19" class="wp-caption aligncenter" style="width: 343px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-19" title="Almere_02" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/05/_mg_4137-2.jpg" alt="Kent merkezinde yeni bir bina (Geride SeARCH'a ait Blok 5)" width="333" height="500" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">Kent merkezinde yeni bir bina
</dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: left;">Almere, Hollanda’nın Flevoland eyaletinde bulunan, Lelystad ile Zeewolde’ye sınır olan ve görece ülkenin en hızlı büyüyen şehri. Kentin ismi bugün yerinde IJsselmeer’in bulunduğu Zuiderzee’nin 8. yy.’daki eski ismini anımsatıyor. Bu bölge o dönemde sığ bir su birikintisi halindeymiş. Tarih içerisinde Orta Çağ’dan itibaren farklı dönemlerdeki çeşitli su baskınlarından ve doğal felaketlerden büyük ölçüde etkilenmiş olan tüm Hollanda gibi, bu bölge de su baskınlarından nasibini almış ve ilk olarak 12. yy.’da bir körfeze dönüşmüş. Modern kentin geçmişi her ne kadar kısa gözükse de, ilk yerleşkenin 6000 sene önce kurulduğu düşünülmekte.</p>
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_21" class="wp-caption aligncenter" style="width: 343px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-21" title="Almere_03" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/05/_mg_4143-4.jpg" alt="Blok 5, SeARCH, 2009" width="333" height="500" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">Blok 5, SeARCH, 2009</dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: left;">1916 yılında yaşanan son su baskınından sonra Zuiderzee üzerine inşaa edilen bir bariyer (Afsluitdijk, 1932) ile Zuiderzee Kuzey Denizi’nden ayrılmış. İlk olarak tarımsal kullanım için ıslah edilen bu bölge, II. Dünya Savaşı sonrası konut ihtiyacı sebebiyle yerleşime açılmış. Yapılan planlara göre 2030 yılına kadar gerçekleştirilecek yeni konut programlarıyla kentin 60.000 yeni konuta sahip olması bekleniyor. Bu ufak şehir kendi içerisinde üç ayrı bölüme ayrılıyor: Almere-Stad (modern kent merkezinin bulunduğu kısım), Almere-Buiten (kentin yeşil olan bölümü) ve Almere-Haven (kentin en eski bölgesi olan liman kısmı). Bunun haricinde yapım halinde olan Almere-Hout, Almere-Poort ve tasarım aşamasında olan Almere-Pampus da diğer üç yeni bölgesi.</p>
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_22" class="wp-caption aligncenter" style="width: 510px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-22" title="Almere_04" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/05/_mg_4141-1.jpg" alt="Almere Entertainment Centre, Alsop Architects, 2003" width="500" height="333" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">Almere Entertainment Centre, Alsop Architects, 2003</dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: left;">Almere’nin bu modern kısmının (Almere-Stad) programını ve bu yapılaşmanın altyapısını Rem Koolhaas’ın bürosu OMA üstlendi ve projeyi yine bu ofisten Floris Alkemade yürüttü. İlk etapta oldukça radikal bir fikirle Almere’yi bir anti-kent ütopyası olarak tasarlamaya giden ofis, Alkemade’nin „Geçmişin kültürel öğelerini taklit etmek aptallıktır.“ mottosuyla yeni bir kent strüktürü keşfetmeyi tercih etti. OMA mimarları ilk etapta her ne kadar merkeze ihtiyacı olmayan bir kent yaratılabileceğini düşünmüş olsalar da, tıpkı diğer Avrupa kentlerindeki gibi, böyle bir ihtiyaç ortaya çıktığını fark ederek, diger OMA tasarımlarının aksine mega programlı ilginç bir kent merkezi tasarlama yoluna gittiler.</p>
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_23" class="wp-caption aligncenter" style="width: 343px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-23" title="Almere_05" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/05/_mg_4142-3.jpg" alt="Side by Side, CIE, 2007" width="333" height="500" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">Side by Side, CIE, 2007</dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: left;">Ülkenin tümündeki su baskınlarının oluşturduğu tehdidin de etkisiyle yapay zeminler üzerinde yapılaşma konusunda oldukça tecrübeli olan diğer Hollandalı mimarlar gibi, OMA burada yerin altına bir katman daha ekleyerek kentin bu kısmını iki katına çıkardı. Otopark olarak bir üstteki programlara hizmet eden bu yeni katın üstünde oluşturulmuş rampadaysa yaya sirkulasyonu ve farklı mimarların son derece ilginç işleri bulunuyor.</p>
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_24" class="wp-caption aligncenter" style="width: 343px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-24" title="Almere_06" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/05/_mg_4147-5.jpg" alt="Silverline, Claus en Kaan Architecten, 2001" width="333" height="500" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">Silverline, Claus en Kaan Architecten, 2001</dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: left;">Yeni merkezi gezdiğimde uzunca bir süre binalardan gözlerimi alamadım. Sanki bir atölyenin çıkarmış olduğu maketlermişçesine herşey çok temiz, çok yeni ve rahatsız edici bir şekilde çok dokunulmaz geldi. Birini incelerken gözünüz bir diğerine takılıyor mesela. Mimarlık o kadar biricik, kaliteli ve o kadar tiyatral ki, kendimi Truman Show’da gibi hissettim. Göl kenarına doğru yürüdüğünüzdeyse yine birkaç kaliteli binayla karşılaşıyorsunuz. OMA’nın göl üzerinden geçecek bir araç yolu önerisi de olmuş ve kent halkı tarafından olumlu bir şekilde karşılanmış, fakat henüz bir proje faaliyeti göremedim. İlginç olan başka bir nokta da, bu binalar arasında büyülenmeye devam ederken etrafımda çok da fazla insan olmadığını farkedişimdi.</p>
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_25" class="wp-caption aligncenter" style="width: 343px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-25" title="Almere_07" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/05/_mg_4149-6.jpg" alt="Blok 16, Renévan Zuuk Architekten, 2004" width="333" height="500" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">Blok 16, René van Zuuk Architekten, 2004</dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: left;">Daha sonra kentin eski merkezine doğru yürümeye başladım. Tren istasyonunun orada normal olan bir yoğunluk vardı. Daha da içeride, orta büyüklükteki ve nispeten kücük olan konut bloklarına vardığımdaysa sokaklara yine bir dinginlik hakimdi. Bu kısımda da görmeye değer birçok güzel yapı mevcut. Kentin biraz daha dışına doğru gittiğimdeyse aralarında yine Rem Koolhaas ve Meyer en van Schooten’in işlerinin de dahil olduğu kaliteli binalara rastladım.</p>
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_26" class="wp-caption aligncenter" style="width: 510px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-26" title="Almere_08" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/05/_mg_4155-2.jpg" alt="Merkez Tren İstasyonu, Hollanda Demiryolları Mimarları (P. Kilsdonk), 1987" width="500" height="333" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">Merkez Tren İstasyonu, Hollanda Demiryolları Mimarları (P. Kilsdonk), 1987</dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: left;">Çok ilginç olan başka bir nokta ise OMA’nın Floris Alkemade’ye vermiş olduğu diğer bir görev olan, Almere’nin halk tarafından üretilecek ilk mahallesi Homeruskwartier hakkında. Adriaan Geuze’nin ofisi West 8’in Amsterdam’da tasarladığı Borneo Sporenburg’u anımsatan bu proje sayesinde bu mahallede oturacak kişiler www.ikbouwmijnhuisinalmere.nl (Almere’de evimi inşaa ediyorum) üzerinden belediyenin dijital planlarından bir arazi seçip, istedikleri evi gerçeğe dönüştürme şansını elde edecekler. Almere’deki bu spontan yapılaşmaysa yine kente yakışır bir şekilde çok ilginç olacak diye düşünüyorum. Almere kısa vadede farklı birşeyler sunmuyor olsa da, mimari açıdan bu devingen hali sebebiyle benim için tekrar görülmeye değer kentler arasında yerini aldı.</p>
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_27" class="wp-caption aligncenter" style="width: 343px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-27" title="Almere_09" src="http://www.boranbiriz.com/wp-content/uploads/2009/05/_mg_4160-7.jpg" alt="La Defense, UN Studio, 2004" width="333" height="500" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: center;">La Defense, UN Studio, 2004</dd>
</dl>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.boranbiriz.com/2009/05/27/almeredeki_mimarlik_uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
