Bilinçsizlik durumunda bilmek üzerine
- Haziran 10th, 2009
- Write comment

- Hilversum Belediye Binası, Willem Marinus Dudok, 1930
Bugünlerde aklıma takılan başka bir konuyu anlatmaya çalışacağım. Mimarlik eğitimi almış veya bu disipline herhangi bir şekilde kafa yormuş herhangi bir kişinin mimari yaklaşımının, zevkinin, keyfinin, her ne derseniz deyin, bilinçsizlik durumunda dahi rijitliğini yitirmemesi üzerine kişisel bir saptama. Burada anlatmaya çalışacağım durum bir grubun, özellikle de at gözlüğü takmış(!) bir grubun x y üsluplara karşı olan hayranlığının veya ezbere tanıdığımız star mimarlara veya onların yapıtlarına karşı şuursuz bir şekilde hayranlık duymamızın haricinde birşey. Yolda yürürken bir binaya bakakalmaktan bahsediyorum. Hazırlıksızken ve özellikle de başka bir hedefe doğru yönelmişken. Hele ki bu, kısa bir süre içerisinde birkaç sefer başınıza geliyorsa.

- Hilversum Belediye Binası, Willem Marinus Dudok, 1930
Son çıktığım geziye oldukça hazırlıklı başladım diyebilirim. Amazon’dan verdiğim çeşitli kitap siparişleri ve aşağı yukarı iki haftalık bir araştırma ve rota çıkarmanın sonucunda ilginç bir gezi için yola koyuldum. Duraklarımdan biri olan Hilversum’da görmek istediğim iki yapı vardi. Biri Willem Marinus Dudok’un yapmış oldugu belediye binası, bir diğeriyse MRVDV’nin monoblok villa projesi olan VPRO. Dudok’un mimarlığına karşı olan hayranlığımı öncelikle Le Corbusier’ye, Wright’a, Gropius’a, Jacobsen’a ve nicelerine, sonrasındaysa 20. yy. modern mimarisinin duruşuna ve endüstrileşme çagının mimarlık üzerindeki olumlu etkilerine duyulan hayranlığın bir parçası olarak ifade edebilirim. Bu noktada zaman zaman kendimi at gözlüğü takan o grup içerisinde gibi hissettiğim de olmuştur, ama bunu önemsemediğimi gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. MVRDV’ye olan sempatim ise biraz daha farklı. YTÜ’de mimarlık okuduğum dönemin son çeyreğinde birbirlerinden net bir şekilde ayırt edebilmeye başladığım star mimarlardan biraz daha farklı olarak MVRDV’nin 1991 European yarışmasından aldıkları galibiyet ile bir grup genç mimarın beraber kurmuş olduğu bir büro olduğunu bilmem ve bunun ötesinde ekibin ilginç deneysel işleri, yayımlamış oldukları manifesto niteliğindeki yazıları, ekolojist eğilimleri ve elbette hepsinden daha ağır basan modern ve biricik mimarlık üsluplarıyla dikkatimi çekmesi diyebilirim.

- Hilversum Medya Merkezi, Neutelings & Riedijk, 2006
Hilversum’da dolaşıp Dudok’un tasarlamış olduğu belediye binasinin her köşesini gezdikten ve fotoğrafladıktan sonra şehir dışına doğru yürümeye karar verdim. Araba ile daha rahat gidilebilecek mesafede olan Villa VPRO’ya doğru yürürken Hilversum hakkında fikir sahibi olabileceğim bir yürüyüş güzergahında olmam ise memnun ediciydi. Fakat daha VPRO’ya varmadan anayol kenarında bambaşka bir bina ile karşılaştım. Binanın etrafında uzun uzun gezdikten, inceledikten, içerisine bakıp, fotoğraflayıp ayrıldıktan sonra rotamın dışında olduğumu ve biraz da vakit kaybetmiş olduğumu farketmeme rağmen acayip bir keyif ve araştırma heyecanı içerisindeydim, çünkü yapı hakkında en ufak bir bilgim yoktu ve merak ediyordum. Binadan o kadar etkilenmiştim ki, esas durağım olan Villa VPRO sanki zorunlu bir geziymişçesine sıkıcı gelmeye başladı. Bilgisayar başına ilk oturduğumdaysa yapının Neutelings & Riedijk’a ait olan Hilversum Medya Merkezi olduğunu öğrendim ve gülümsedim. Bu ekibin çalışma prensiplerine hayran olmam bir yana, daha sabahleyin Sfenks Evleri’ni ziyaret etmek icin eski bir balıkçı kasabası olan Huizen’a uğramıştım. Kısacası bu bina aynı gün içerisinde karşılaştığım ikinci Neutelings & Riedijk işi olmuştu.

- Hilversum Medya Merkezi, Neutelings & Riedijk, 2006
Bir gün sonra benzeri bir durum Utrecht’te başıma geldi. Programım Utrech’te orta yoğunluktaydı. Öncelikle turist gibi şehri gezmek istiyordum, sonrasındaysa Schröderhuis’tan Utrecht Şehir Tiyatrosu’na kadar görmek istedigim 20. yy. modern yapiları sırada beni bekliyordu. Fakat sebebini hatırlamadığım bir aceleden sonra (ki kent merkezini gezmeyi tamamlamıştım) Schröderhuis’a uğrayıp, tahmin ettiğimden daha az vakit geçirip, üniversiteye doğru yola devam ederken onca binanın arasında gözlerim tek bir yapıya takıldı. Yavaşlayarak arabayla etrafında döndüm ve ön cephesinin yanından geçerken bu binanın yine Neutelings & Riedijk’a ait olan Minnaert olduğunu farkettim. Yapıyı daha önceden elbette tanıyordum. En azından fotoğraflarını ve çizimlerini görmüştüm. Fakat araba kullandığım için yola dikkat etmek durumundaydım ve buna rağmen o bilinçsizlik halinde bile bina dikkatimi çekmeyi başarmıştı. Çok vakit geçiremedim, fotoğraf çekemedim, fakat yine de tatmin olmuş bir şekilde Utrecht’ten ayrıldım.

- Villa VPRO, MRVDV, 1997
Günler sonra yorgun argın bir şekilde Leuven’da bira içebileceğim bir yer ararken Balkan Ezgileri çalan canlı bir orkestra müziğine doğru yöneldim. Leuven’da eski kent merkezi ve biraz da çevresini gezmek haricinde güzel Belçika Biraları’ndan tadıp dinlenmek niyetindeydim. Kısacası rotamda olmazsa olmaz denilebilecek birşey yoktu. Fakat orkestranın müzik yaptığı binaya baktığımda bakımlı eski kabuğun iç kısmı dışarıdan anlaşılamayacak bir geometri içerisinde yepyeni ve çok güzel olduğunu gördüm. Kapıdan kısacık içeri bakmakla yetindim (çok kalabalıktı ve saat çok geç olduğu için oldukça yorgundum) ve yürümeye devam ettim. Viyana’ya geldikten sonra gezi notlarımı ve fotoğrafları toparlarken farkettim ki, bu yapı yine Neutelings & Riedijk’in tasarlamış olduğu Stuk Uygulamalı Sanatlar Merkezi’ydi. Evet rotamda böyle bir bina işaretli değildi, fakat artık bunu önemsememem gerektiğinden neredeyse emin oldum, zira bu ve benzeri işlerle karşılaşmaya ve habersizken bile onları farketmeye devam edeceğimi biliyordum.

- Schröder Evi, Gerrit Rietveld, 1924
Sanırım bu rastlantılar sonuç olarak benim belli bir disipline, belli bir üsluba ve en önemlisi de belli bir çizgiye dair at gözlüğü takmadan edinmiş olduğum beğeniyi ve bilinçsiz bir anda dahi bunu farkedeceğimi kanıtlar nitelikte. Nihayetinde kendi gözüme, kendi ruhuma, kendi kafama ait, yani bana ait olan bir beğeni kazanabildiğim icin çok mutluyum. Evet, Le Corbusier benim için hala çok önemli bir mimar, aynı birçoğunuz için olduğu gibi; fakat Neutelings & Riedijk’in işleri de sanırım ben ve benim gibi düşünen daha ufak bir kitle için en az diğerleri kadar önemli.

- Minnaert, Neutelings & Riedijk, 1997 (© Neuteling&Riedijk)






